Hayatınızın Konuşmasına Nasıl Hazırlanmalısınız?

  • Çamlaraltı Mah. Hüseyin Yılmaz Cad. No:67
    Pamukkale Teknokent B Blok 107 DENİZLİ
  • 0536 349 67 60
  • info@mostdanismanlik.com

Hayatınızın Konuşmasına Nasıl Hazırlanmalısınız?

Hayatınızın konuşmasını yapma fırsatı her gün ayağınıza gelmez. Fırsat geldiğinde ise konuşmanızla iz bırakmak ve fark yaratmak için hazır olmanız şart. İşte o gün geldiğinde işinize yarayacak bazı etkili ipuçları…

Yakında bir TEDx konuşmanız mı var? Şirketinizin hayatta kalması ya da çok önemli bir işi alabilmesi için bir kalabalığı konuşmanızla etkilemeniz mi gerekiyor? Yakında olmasa bile bir gün mutlaka güçlü bir konuşma yapmanız gerekecek ve o güne ne kadar hazır olursanız o kadar iyi. Bu yazıda sizin için iyi bir konuşmacı olmanızı sağlayacak bazı ipuçları derledik.

İlgi çekmenin ötesine geçin
Profesyonel bir yazar, yazar koçu ve konuşma metni yazarı olan Alexandra Franzen, iyi bir konuşmanın ciddi bir hazırlık süreci gerektirdiğini söylüyor ve konuşmayı hazırlarken şu soruların yanıtlanması gerektiğini vurguluyor:

“İzleyicimin ne hissetmesini isterim?
Sunumunuzu ya da konuşmanızı dinleyen kişilerde uyandırmak istediğiniz duygu ya da duyguları belirleyin. Sizi dinledikten sonra, ilham almış mı olmalılar, motive olmuş mu hissetmeliler, enerji mi dolmalılar, merakları mı uyanmalı karar verin.

“Kitlemin ne bilmesini istiyorum?”
İletmek istediğiniz büyük mesaj, ders veya ana bilgi nedir?

“İzleyicilerimin ne yapmasını istiyorum?”
Odadan çıktıklarında yapmaları veya yapmak istemeleri gereken eylem nedir? “Oy vermelerini mi istiyorsun, bağış yapmalarını mı, bir konu hakkında düşünmelerini mi, seni işe almalarını ya da şirketine yatırım yapmalarını mı istiyorsun?” Bu soruların yanıtları varsa sağlam bir konuşma hazırlayabilirsin.
Hem mantığa hem duygulara hitap edin

Çoğu insan konuşmasını duygulara veya mantığa hitap etmesi için planlar. Oysa ki bunları ayırmak yerine birleştirmek daha mantıklı. Çoğu dinleyici çok fazla veri ve grafik içeren konuşmaları sıkıcı bulur. Rakamlar ne derece ilginç olursa olsun arada onların duygularını da uyarmanız gerekir. Bir hayalet yazar ve editör olan Sally McGraw, bu konuda şunları söylüyor:

“Düzinelerce yazarın kitaplarını başarılı bir şekilde yayınlamaları için yayıncıları ikna etmelerine yardımcı oldum. Onlara mektuplar ve sunumlar hazırladım. Benim tecrübelerime göre ikna etmek için duygulardan da, mantıktan da fazlası gerekir. İkna kalpten ve akıldan daha fazlasıdır. Eğer birini bir tarafa çekmek istiyorsanız, onu mantıklı bir şekilde duygusal olarak da ikna etmelisiniz. Gerçek bir duygu yansıtırsanız, kitlenizin derin güvenini ve sadakatini kazanma şansınız olur.

İlk kelimeleri doğru seçin

“İlk kelimeler önemli. Onları özenle seç.” Dia Bondi böyle söylüyor. Bondi, Clinton Global Initiative ve Rio Olimpiyatları Seçme Komitesi gibi organizasyonlardan yöneticilere, insani yardım kuruluşlarına ve devlet görevlilerine yardımcı olan bir iletişim uzmanı. “Sahnede geçirdiğiniz tüm süre, mikrofona ilk söylediğiniz kelimelerle tanımlanacaktır” diyor ve şöyle açıklıyor:
“İlk kelimelerinizi en son yazın. Bunu yaparsanız konuşmaya en iyi şekilde nasıl başlayabileceğinizi bilirsiniz. Hikayenizi kağıda aktarın. Bir ya da iki kez tekrarlayın ve sonra kendinize sorun: Sahnede geçireceğiniz zaman için en etkileyici sözel giriş noktası nedir? Bir metafor mu? Kişisel bir hikaye mi? Ekranda provoke eden bir görüntü mü?”
Bir hikaye anlatın
Hikayeler konuşmaları güçlendirmek ve dinleyicide duygu ve reaksiyon yaratmak için en etkili araçlardan biridir. Dahası hikayeler verilerden, grafiklerden ve tablolardan çok daha fazla akılda yer eder. Bu yüzden muhasebecinizin verdiği pek çok rakamı hatırlamayabilirsiniz ama anlattığı ilginç bir anısını hayatınız boyunca hatırlar, hatta yeterince ilginçse arkadaşlarınıza bile anlatırsınız. Bu nedenle mutlaka hikayelere yer vermelisiniz. Konuşma yaptığınız kitle bahsettiğiniz pek çok gerçeği hatırlamayabilir. Ancak, iyi hazırlanmış bir hikayeyi hayatları boyunca hatırlarlar.

Kendiniz olun

Başkalarının yeteneklerine bağlı kalmak yerine, kendi güçlü yanlarınıza odaklanın. İyi yaptıklarınızı belirleyin, ki bu da sıcak bir gülümseme kadar basit olabilir. Doğal yeteneklerinizi ve güçlü yanlarınızı parlatın.
Alıntı: İKBlog